
Harab edip kûrûna nam tâûn-u çîniyye âlemi
Dört duvara habs eyledi cem-i cümleyi
Ben dahi oturup ta sabahtan akşama
Tan iderdim cümle huffaşa
Yalvarub dururdum “ilahi bir kedi”
Neyse ki bahşolundu Pâkîze nam sarmanın teki
Pek munis, pek utangaç maşallah maşallah
Böylece medhiderdik birbirimizi “kehkehkeh”
Azardu Pakize akşama doğru bir saatte
Başlardı Nurşî’nin çiçekleri dişlemeye
Nurşî bir pısladı, iki tersledi baktı olmayacak
Paki’ye bir kedü musallat etti hiç uslanmayacak
Edebinden miyavlamazdı Pâkî, hakeza çok yimezdi
Bunların hepsi kara şeytan gelince bitiverdi
Aklı gitti başından sandı annesi olam
Isırub durdu Isırgan “nam nam nam”
Koştular evin içinde mislü taunu kûrûnâ gibi
Cevrettiler Nurşîrîn’e: “hay ben sizin gibi”
Hikaye burada kalsa iyiydi
Beklenmedik ne işler çıkıverdi.