Bitiremediğim Kitaplar: 1

İslam Ahlak Teorileri/Macid Fahri

Macit Fahri kendi sıkıcı tarzıyla yazdığı bu kitap İslam tarihinin ilk yüzyılları boyunca geliştirilmiş olan ahlak teorileri temelde iki eksen etrafında ele alıyor. Nassi Ahlak vs Kelami Ahlak ve Felsefi Ahlak vs Dini Ahlak ikiliğini kullanarak İslam tarihinde kullanılmış olan materyali ele alıyor. 

Kitabı nasıl yazsa daha akıcı ve okunaklı olurdu bilmiyorum ama yok okunmuyor. Yine yıllar önce İslam Felsefe Tarihi benzeri isimli bir eserini elime alınca da aynısını hissetmiştim. Fahri çok kuru. 

Türkiye’de bu adam neden bu kadar seviliyor anlamış da değilim. En azından iki kitabı çevrilmiş. Amazon, Googreads gibi milletin kitap yorumladığı yerlerde gördüğüm kadarıyla kitabı seven pek kimse yok. Bununla birlikte kitap Türkçede 4 baskı yapmış. Kitapyurdu’nda 500 üstü satış rakamı var ve yorumlara göre insanlar epey beğenmiş kitabı. 

Şaşalıyoruz. Neyini sevdiniz ey insanlar?

Ahlakın Sosyal Psikolojisi

Ahlakın Psikolojisi son yıllarda psikolojide yükselmekte olan alanlardan bir tanesi. Türkçede ne yazık ki konuyla ilgili materyal sayısı oldukça sınırlı. Konu hakkında mevcut olan bu sınırlı sayıdaki kitaplardan bir tanesi de İstanbul Üniversitesi hocalarından Sevim Cesur’un yazdığı Ahlakın Sosyal Psikolojisi. Kitap Pales Yayınlarından 2018 yılında basılmış, tazece bir kitap. 

Kitap 14 bölümden oluşup her bölümde belirli bir akım ya da kişinin ahlak hakkındaki önerilerini, düşüncelerini ele alıyor. Kitabın ahlak psikolojisinde dünyada varılan yeri gösterme noktasında Türkiye psikoloji literatüründe önemli bir başlangıç olduğunu söyleyebiliriz. Kitabın dili genel olarak sade ve anlaşılır olmakla birlikte alan dışı bir insanın anlamakta zorlanabileceği söylenebilir. Kitapta sık sık kitap ve filmlerden çeşitli dipnotlarla bahsedilen konular hakkında örneklendirmeler yapılıyor. Kitabın hedef kitlesinin okula yeni başlamış psikoloji öğrencileri olduğu söylenebilir. 

İlk bölüm psikanalitik kuramın ahlak anlayışı hakkında. Bu bölümde genel olarak psikanalitik teoriden ve ahlakla ilintili kısımlarından söz ediliyor. İkinci bölüm bilişsel gelişimsel başlığı taşıyor ve Piaget ile Kohlberg’in düşünceleri üzerinde duruyor. Teorilerini dün de bugün de ilgi çekici bulmadığımı söyleyebilirim. Bununla birlikte Kohlberg’in kişiliğine dair anlatılanları daha önce başka bir yerde okumadığım için ilginç buldum. Kitap Gilligan’ın düşünceleri ve Kohlberg’e yaptığı eleştirilerin ardından Rest’in Yeni Kohlbergci yaklaşımını anlatarak devam ediyor. Sonrasında adını hep duyduğumuz ama doğru dürüst anlatılmayan Turiel’in Alan Kuramından bahsediliyor. 

Üçüncü bölüm Sosyal Bilişsel Öğrenme başlığını taşıyor ve ilk olarak insandışılaştırma gibi süreçlerle de ilgilenen Bandura’nın Sosyal Öğrenme Kuramı anlatılıyor. Burada Bandura bağlamında ahlaki uzaklaşma süreçleri uzunca ele alınıyor. 

Dördüncü bölüm günümüzde epey ünlü olan Haidt’in Ahlaki Temellerinin temelini oluşturan antropolojik kuramlarla devam ediyor. Kitabın en eğlenceli bölümü burası bence burası. Burada Schweder ve Fiske’in kuramları anlatılıyor. Bildiğim kadarıyla ikisi de üniversiteden Haidt’in hocaları. İki teori de sosyal bilimlerin gelişimi anlamında oldukça büyük öneme sahipler. Schweder Batı dışı toplumları da dikkate alarak ahlak alanında önemli açılımlarda bulunuyor, kültürel psikolojide önemli bir isim. Fiske’in teorisi de birçok sosyal bilimsel disiplinin birikimlerinden yararlanarak insanlar arası sosyal ilişkilerin modlarını ortaya koymayı deniyor. 

Kitabın beşinci bölümü Haidt’in teorisi hakkında. Haidt’in teorisi eleştirilerden azade olmasa da bugün epeyce ünlü ve anaakımlaşma eğilimi içinde. Haidt’in birkaç temel tezi ve bunların üzerine oturttuğu ilginç bir ahlak psikolojisi tezi var. Tedx’teki konuşmasından da izlenebilir düşünceleri genel olarak. 

Kitabın altıncı bölümü evrimsel psikolojinin ahlaka yaklaşımı ile ilgili. Evrimsel psikoloji, özellikle de sosyobiyolojinin reyisi Wilson Haidt’i en çok etkileyen isimler arasında. Aslında daha önceleri Darwin tarafından da öne sürülmüş olan fakat çokça kabul görmemiş olan gruplar arası evrim tezinin savunucuları arasında. Önde geleni. Bu bölümde de evrimsel psikoloji bağlamında Wilson ve de Waal gibi kimselerin yaptıkları kimi çalışmaların sonuçlarından bahsediliyor. 

Kitabın son bölümü postmodern yaklaşımlara ayrılmış. Son bölümü yabancıladığımı söyleyebilirim. Daha önce postmodern yaklaşımlara ilgi duymamış olmam sebebiyle olsa gerek bu son bölümü anlamadım. 

Kitap bir başlangıç olarak güzel fakat Haidt’in ya da Wilson’un anlatım tarzıyla karşılaştırılamaz. Ders kitabı ya da tez/makale üslubu fazla belirgin çoğu kısımda. Bunun haricinde fihristte sorunlar var, bölümler ve altbölümlenmeler tam belli olmuyor. Kİtap içinde bazı yazım hataları ve sorunlu cümleler mevcut. Fakat oldukça az sayıda. Kitabın sonraki çalışmalar için bir temel teşkil edeceği ve Türkiye’de ahlak psikolojisine yönelik ilgiyi artıracağı umuduyla. 

Güneşteki Adamlar-Kitap Değerlendirmesi

Gassan Kenafani Filistinli bir yazar, aktivist. Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin sözcülüğü görevini ifa etmiş. Gazetecilik, öğretmenlik, yazarlık, editörlük gibi işlerle iştigal etmiş. 36 yaşında Beyrut’ta öldürülmüş. Genç yaşta ölmüş olmasına rağmen eserleri Arap dünyasında epey tutuluyor. Güneşteki Adamlar kitabını 26 yaşında yazmış. 

Romanın mülteci psikolojisini ve hayatını kuvvetli bir şekilde yansıttığını söyleyebilirim. Kendisi de savaş memleketi Filistin’i terk etmek zorunda kalan Kenafani bize bu kitapta Kuveyt’e gitmeye çalışan Filistinlilerin deneyimlerini anlatıyor. Kitapta bu iltica deneyiminin yanında dönemin politik atmosferi, kaçakçılık faaliyetleri, varılan ülkede mültecilerin ne durumda oldukları, mültecilerin geride bıraktıkları ve çevresindekilerle ilişkileri gibi birçok konuda kendisi bizzat mülteci olan ve hayatı boyunca bu hikayeleri çokça yaşayan, işiten, aktaran Kenefani’nin aktarımları mevcut. 

Kitap hem kısa olması hem de sürükleyici bir anlatıma sahip olması hasebiyle hızlıca okunabilecek, sizi alıp dönemin atmosferine götürecek güzel bir eser.  

Kitabın Türkçe tercümesi 1986 yılında yapılmış ama satışta görünmüyor.

Türkçe Duygu Kütüphanesi Geliştirilmesi-Makale Özeti

Ayvaz, S., Yıldırım, S., & Salman, Y. B. Türkçe Duygu Kütüphanesi Geliştirme: Sosyal Medya Verileriyle Duygu Analizi Çalışması. Avrupa Bilim ve Teknoloji Dergisi, (16), 51-60.

Not: Gramer hataları var. -da ayrı!

Henüz oldukça taze olan bu makaleyi de Serkan Ayvaz’ın diğer makalesiyle aynı günde okuma imkanı buldum. Makale hem Türkçe içinde bir duygu analizi kütüphanesi oluşturma yönündeki çabaları vererek bizi genel bağlamdan haberdar ediyor hem de daha önce yapılan çalışmaları daha ileri bir seviyeye taşıyor.

Özetle: Duygu analizlerinde kullanmak üzere eskiden kullanılanlardan da faydalanılarak yeni bir Türkçe Duygu Kütüphanesi oluşturulmuştur. Daha sonrasında bu yeni kütüphane mevsimlere ve bir televizyon programına ilişkin tweetler baz alınarak denenmiştir.

Yazar Türkçe tweetlerin kullanılmasında türkçe kelimelerin ingilizce klavye ile yazılması, bazı kelimelerin kelime sınırından dolayı eksik harflerle yazılması, Türkçenin kullanımının daha esnek olması sebebiyle zorluklar yaşandığını ifade etmektedir. Çalışmada da bu sorunların bir kısmını aşmak için çeşitli yöntemler denenmiştir.

Çalışmada TDK sözlüğü, daha önceden duygu analizi yapmak amacıyla oluşturulmuş olan sözlükler, emojilileri tasnif eden sözlük, kütüphanede bulunmayan duygu taşıyan kelimeler ve İngilizce klavye kullanılması sonucunda ortaya çıkan Türkçe karaktersiz Türkçe kelimeler kullanılarak sözlük zenginleştirilmiştir.

Duygu yoğunluğu yüksek kelimelerde farklı bir puanlandırma sistemi kullanılıp sözlükteki kelimeler iki yüksek lisans öğrencisi tarafından puanlanmış ve sonrasında da ekip tarafından bu puanlamalar tekrar kontrol edilmiştir.

Tweetlerin çekilmesi, tasfiyesi, düzenlenmesi için C#NET ve Python kullanılmıştır.

Sonuçta ilgili sözlüğün mikroblog gönderilerindeki duyguları tespitte önemli ölçüde başarılı olduğu tespit edilmiştir.

Suriyeli Mülteciler Hakkındaki Tweetlerin Duygu Analizi-Makale Özeti

Öztürk, N., & Ayvaz, S. (2018). Sentiment analysis on Twitter: A text mining approach to the Syrian refugee crisis. Telematics and Informatics, 35(1), 136-147.

Özetle: Suriyeli mülteciler hakkındaki Türkçe ve İngilizce tweetleri R’da bulunan twitteR paketi ile çekiyorlar. Anahtar kelimeleri: “Syrian”, “refugee”, “Suriyeli”, “mülteci”, “multeci”. Totalde 1.353.367 İngilizce, 1.027.930 Türkçe tweet çekiliyor. Tweetlerde tekrar edenleri çıkarma işlemi sonucunda geriye toplamda 348.707 tweet kalıyor. Büyük harfler küçük harfe dönüştürülüp noktalamalar, linkler ve numaralar çıkarılıyor. Tüm tweetler token’lara ayrılıyor, ve puanlandırma yapılıp duygu puanları belirleniyor.

Türkçe tweetlerde de duygu analizi yapabilmek için bir sözlük geliştiriliyor. Bu işlemde anadili Türkçe olan 3 öğrenci kelimeleri puanlandırıyor, daha sonrasında bu puanlandırma kontrol ediliyor. Ortalama puanlar kelimelere tahsis ediliyor.

Yine çalışmada kelime bulutları da oluşturuluyor. Yine tweetler üç ana kategori içerisinde toplanıp tweetlerin daha çok hangi kategoriye girdiğine bakılıyor. Kategoriler: siyaset, savaş ve insaniyetlilik (hümenitaryen)

Sonuçlar ilginç: Türkçe ve İngilizce tweetlerde nötr twwet oranı en yüksek olan. Türkçede görece daha pozitif tweetler var oran olarak. Kategorilendirmeye baktığımızda da Türkçe tweetlerde işin hümaniteryan kısmı epey daha vurgulu, savaş kategorisi neredeyse eşit düzeyde, siyaset kategorisi İngilizce tweetlerde daha yüksek orana sahip.

Çalışmanın benim için önemi: Suriyeli göçmenler konusunda tweetleri toplayıp analiz etmede öncü bir çalışma. Ürettikleri sözlüğe buradan erişilebilir: https://github.com/nazaan/Sentiment-Analysis.

Çalışmada yer alan oranlara ve grafiklere buradan erişebilirsiniz: https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0736585317304999

Not: Foto alakasız. Sevdiğim için koydum.

Sosyal Psikoloji Teorileri ve Konuları-Bir Nevi Intro

Birkaç sene önce okumaya başladığım ama bitiremeyip tekrar tekrar göz gezdirdiğim Handbook of Theories of Social Psychology ve Handbook of Social Psychology kitaplarını tekrar okumaya başladım. Okurken aldığım notları da buradan paylaşmak istiyorum.

Peki bu kitaplar nedir ne işe yarar?

Theories of Social Psychology kitabı sosyal psikolojide kullanılan bazı asli teorileri tanıtır. Kitap teorinin oluşturucularından birinin ya da teoriye katkılar sunan birinin anlatımı şeklindedir. Sadece bir özet biçiminde olmayıp bir kişisel anlatı olarak da hangi teorinin hangi şartlar altında, hangi bağlamlarda ortaya çıktığından bahseder.

Handbook of Social Psychology ise alanın asli başvuru kaynağıdır. Benim elimde en son çıkmış olan ve Fiske’in editörlüğünü yaptığı beşinci edisyon var. Bu başvuru kaynağında belirli konular çerçevesinde sosyal psikolojide literatür özetlenir. Bu manada kitap sosyal psikolojiyi bir alan olarak kuşbakışı görme imkanı tanır. Benim de kitaptan muradım böyle bir bakış sunmasıydı.

Kİtapla ilgili bir mevzu: Her iki kitaba da tersinden başladım. Böylece ilk olarak ikinci cildin sonundaki 51. teoriden başlayıp başa doğru gideceğim.

Dil olarak Handbook of Social Psychology’nin Handbook of Theories of Social Psychology’e göre bir tık daha ağır olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanında teorileri okuması epey keyifli. Teorilerde ilk konu Türkiye’de de çokça çalışılmış olan Bireycilik-Toplulukçuluk olacak, başvuru kaynağımız Handbook of Social Psychology’de ise Kültürel Psikoloji konusu ile başlayacağız.

Vira bismillah

Sapolsky 2/3 Davranışsal Evrim

Rekabetçi Türler vs. Eş Bağı Kuran Türler

3. part sonlara doğru bulunabilir

Sapolsky’nin bir önceki derste anlattığı prensiplerden yola çıkarak hayvanların çeşitli özelliklerine bakılıp diğer özellikleri, davranışları anlaşılabilir. Ders başında masaya koyduğu kafataslarına geri döner ve biri büyük biri küçük kafatası üzerinden canlıya dair nelerin anlaşılabileceğini anlatmaya başlar. Aşağıdaki tabloda hocanın anlattığı bu anlaşılabilen özellikler yer almaktadır.

KafatasıFarklı Olan (büyük erkek, küçük dişi)Farklı Olmayan
TürüRekabetçi TürlerEş Bağı Kuran Türler
SaldırganlıkDaha çok saldırganlıkDaha az saldırganlık
Üretim başarı oranları arası farklılıkCinsel üretimin %95’i erkeklerin %5’i tarafından yapıldığı için erkek üretim başarısı çok değişkenHer erkeğin ortalama bir iki çocuğu olur.
Kadınların erkek tercihiKadınlar büyük, kaslı erkek arar. İyi ebeveyn olabilecek bir erkek arar.
Ebeveynlik davranışıErkekler ebeveyn davranışı göstermez. Erkekler ebeveyn davranışları gösterir.
DimorfizmDaha çok cinsel dimorfizmDaha az cinsel dimorfizm
ÖmürDişi-Erkek ömürleri arasında cinsel dimorfizm var.Dişi-Erkek ömürleri arasında cinsiyete bağlı farklılaşma yok.
İkiz doğurmaİkiz doğma oranı düşük, doğsa da bakılamayacağı için ölüyor. İkiz istenmiyor.İkiz doğurma oranı sık, istenen bir şey. Daima ikiz doğuranlar var (iki ebeveyn olduğu için bakım sağlanabiliyor)
Çocukları terk etmeDişi çocukları bırakamaz (erkek zaten ortadan kaybolmuş durumda, çocukları bıraktığında çocuklara bakacak kimse yok)Dişiler çocukları bırakıp erkeği aldatabilir (aldattığında çocuklara baba bakacağından genler heba olmaz)
ÖrneklerTavus kuşu, tavuk, babunlar Güney Amerika maymunları

Peki insanlar bu iki türden hangisine dahil? İnsanlar iki türün de arasında yer alıyor.

Not: Tournament species için rekabetçi pair-bonding için eş bağı kuran türler karşılıklarını kullandım.


Arapçanın Lehçeleri I/ Kitap Değerlendirmesi

Türkçede Suriyelilerin kullandığı lehçe olan ve İngilizcede “levantine arabic” olarak anılan lehçeye dair malesef çok fazla yazılı materyal yok elde. İngilizcede epey materyal var ama bunlara da Türk öğrencilerin pek fazla ulaşım imkanı yok.

Türkçede bulunan az sayıda materyalden birisi de Akdem Yayınları’ndan çıkan Arapçanın Lehçeleri I kitabı. 280 sayfa olan kitabın içinde günlük hayatta, seyahatte karşılaşılabilecek çeşitli senaryolar üzerinden çeşitli cümleler-diyaloglar verilip bunların Suriye, Filistin ve Ürdün halk dillerinde nasıl söylendiği yazılmış.

Güzel kitap, güzel

Kitap içindeki son 80 sayfa kitap içindeki cümlelerden yapılan bir sözlüğe hasredilmiş. Kitabı bu manada 200 sayfa olarak da düşünebilirsiniz. Kitabın yazarları olarak Yrd. Doç. Dr. Osman Düzgün, Yrd. Doç. Dr. Ali Muhammad Ali Ghareb, Yasser Alturki ve Halil Geylan zikredilmiş.

Kitap başlangıç seviyesi için ideal. Günlük hayatta, seyahatte, hastanede ihtiyacınız olabilecek cümleleri öğrenirken arada bazı kalıpları da öğrenmiş oluyorsunuz. Kitap kalıpları ele alan, grameri de havi bir kitap olarak hazırlanmamış, bununla birlikte benzer örneklerle karşılaştıkça aşağı yukarı bazı kalıpları kafanızda oturtuyorsunuz.

Hareke kullanıldığı için okumanız oldukça kolaylaşıyor. Ses dosyaları da varmış fakat ses dosyalarını ben dinlemedim.

Kitabın kötü noktası: Tam işler karmaşıklaşacakken bitiyor olması. Tüm kitap boyunca basit cümlelerle devam edip tam en son sayfalarda bazı zarfların ve zamanların kullanımını görüyorsunuz. Zannediyorum bunları ikinci kitapta ele almak istiyorlar. Gerçi birinci kitap 2015 Aralık’ta basılmış ve o zamandan beri yeni bir kitap çıkarmamışlar. Beklemedeyiz.

Tabi ki bu kitapta anılan ülkeler kendi içlerinde sadece kendi aksanlarını kullanan monolitik bir halka sahip değiller. Birbirine çok yakın olan ülke halklarının dilleri hem birbirine çok benziyor hem de Filistin’de oturan birinin aksanı yaşadığı yere vs. bağlı olarak Suriye’dekilerinkine daha yakın olabiliyor. Bu manada kitapta anlamadığım sair yerleri sorduğum kimi arap arkadaşlar tarafından da kitap içindeki cümleler doğru olmadığı vs. gerekçesiyle eleştirildi.

Sonuç: Başlangıç için tavsiye edilir, faidelendik, güzel kitap. Fakat devamının gelmesi gerekli

Ammice/Halk Arapçası

Halk arasında konuşulan arapçayla okullarda öğretilen arapçanın farklı olduğu daimi olarak söylenegelen bir mes’e’el’e’dir. Bektaşi fıkrası gibi herkesin bir tanıdığının yaşadığını anlattığı olayda örneğini görebileceğimiz gibi:

Türkiye’den bir hoca (imam hatip ya da ilahiyat) bir vesile ile bir arap ülkesine gider (ben suudi arabistan ve mısır varyantlarını duydum). Taksiye binip taksiciye gitmek istediği yeri arapçasının olanca kuvveti ile söyler. Taksici arkasına döner ve “sadakalluhul azim” der.

“Yihahahha” diye güldüğüm halde farklılığın miktarını o zamanlar ben de idrak edememişim. İlk dil öğrenme deneyimimi yaşadığım ingilizcenin böyle bir sorunu yoktu. Ben de ingilizce gibi olduğunu düşündüm. Amerikan ve ingiliz aksanları gibi farklı aksanlar var ama biraz kulak alışınca anlarsın.

Bununla beraber işin o kadar basit olmadığını kavramam ilk defa araplarla karşılaştığım üniversite yıllarını bekledi.

Üniversiteyle birlikte çeşitli vesilelerle araplarla iletişim kurmam gerekti. göçmenler için bir şeyler yapmaktan ev arkadaşlığına, sonrasında direk göçmenlikle alakalı bir işte çalışmaya doğru ilerleyen hikayede daimi olarak araplarla içiçe bir hayat sürdüm.

Bu süreçte belgesellerden dizilere, kitaplardan müziklere bir alay malzeme de biriktirmiş oldum. farklı farklı lehçelerle karşılaşıp bazılarını öğrenmeye çalıştım. bu arada epey malzeme de birikmiş oldu. ara ara bunları paylaşacağım inş.

Sapolsky 2/2

Davranışsal Evrim

Sapolsky evrimsel sürecin üç temel taşından bahsetmeye devam eder.

Bireysel seçilim

Kimi davranışlar ve özellikler üretmek, çiftleşmeyle birlikte daha fazla kendi genlerinin kopyasından ortaya çıkarmak için vardır. Bazen bir tavuk bir yumurtanın yumurta üretme yoludur. Bu alanda doğal seçilim kendini kas sistemlerinde vs. gösterir. Cinsel seçilim ise kendini karşı cins tarafından beğenilecek özelliklerin ve davranışların ortaya çıkmasında gösterir.

Akraba Seçilimi

Bireysel seçilimle başardığımız gen kopyası aktarmanın ikinci bir yolu da kendi akrabalarımıza yardım etmek. Ailevi yakınlık arttıkça paylaşılan gen sayısı da artıyor. Ben kendi üretkenliğime zarar verir şekilde akrabamın üretkenliğine yardımcı olacak davranışlarda bulunursam mesela kendi hayatımı feda ederek iki kardeşimi kurtarırsam bu şekilde de genlerimi bir sonraki nesile geçirmiş olurum. Yakınlığın artıp azalmasına bağlı olarak fedakarlıkta bulunma ihtimali de değişir. Evrim akrabalarıyla işbirliği yapan organizmaları seçer. Genlerin aktarımının önemi dolayısıyla hayvanlar akrabalık hususunda oldukça dikkatlidir. Bu alanda doğal seçilim kendini sekiz kuzenin için feda etme örneğinde, cinsel seçilim ise akrabanın evlenip çocuk sahibi olması için enerji harcamanda gösterir.

Karşılıklı Özgecilik

Hayvanlar bir noktada kavga etmeyi kesebilir. Taş-kağıt-makas senaryosu denilen durumda bireyler bir diğerine saldırmak ister ama saldırdıklarında kendileri de zarar göreceklerdir. Münferit bireylerin doğru bir dağılımıyla kimsenin kimseye saldırmadığı bir denge durumuna ulaşılır. Bununla beraber bu durum saldırmamaya dairdir, işbirliğine değil.

Hayvanlar akrabaları olmayan hayvanlarla da işbirliği yaparlar daha elverişli olduğu için. Ana kural alacağından fazlasını ortaya koymamaktır. Bu da bizi karşılıklı yardımlaşmaya götürür. Karşılıklı yardımlaşma davranışları içinde gizli bir diğer motivasyon da aldatma motivasyonudur. Çok önemli sonuçları olabileceği için hayvanlar aldatılmayı hissetme konusunda daha hassastırlar. Oyun teorisi aldatma ve işbirliği içine girmede en uygun stratejinin işbirliği ile başlamak, karşı taraf işbirliği yapınca işbirliği yapmak, karşı taraf aldatınca aldatmak ve karşı taraf aldatmaktan vazgeçip işbirliği yaptığında yine işbirliği yapmak olduğunu söylüyor. Bu strateji münferit çarpışmaları kaybetse de savaşı kazanır. Bununla beraber bu kısasa kısas tekniği sinyal hatalarına karşı savunmasız durumdadır. Aldatmadığı halde aldattı sinyali gider, böyle anlaşılırsa kavga sürekli hale gele gelebilir. Affetmek de aldatılmaya karşı hassas durumdadır.

Karşılıklı özgecilik stratejisinin istisnası olarak bazı davranışlar görülebilir. Fakat gerçek hayatta işin içine giren değişkenler denklemi çok karışık hale getirir. Diğerleri belirli alanda faaliyet gösterirken belirli bir birey hiç çalışmıyor gibi görünebilir, fakat gerçek hayatta çok farklı durumlar aynı anda devrede olduğu için çalışmıyor görünen birey başka bir şekilde bu durumu telafi ediyor olabilir. Gerçek hayatta münferit, soyut bir mahpusun dilemması oyunu yoktur, çeşitli oyunlar yanyana oynanmaktadır.  

Bu alanda doğal seçilim kendini ortak avlanmada vs. gösterir. Cinsel seçilim ise iki yabancının çiftleşmeden önce iyi olduklarından emin olmalarında kendisini gösterir.